< Ölen İşçiyi Ailesi Elleriyle Kumları Kazarak Çıkardı!

 

Uşak'ta çalıştığı taş ocağında kum yığınının altında kalarak hayatını kaybeden işçi İsmail Taran’ı saatler sonra ailesi elleriyle kumları kazarak çıkarmak zorunda kaldı. İş cinayetinde hayatını kaybeden Tarkan'ın ölümü Adli Tıp kayıtlarına 'normal ölüm' olarak geçti. Ailesinin hukuk mücadelesi ise sürüyor.

Uşak’ta çalıştığı taş ocağında kum yığınının altında kalarak hayatını kaybeden işçi İsmail Taran’ı (49), ailesinin elleriyle kumları kazarak çıkardığı anlara ilişkin görüntüler ortaya çıktı.

Babasını kum yığınından çıkaran 20 yaşındaki Arafettin Taran, “Bu anı ömür boyu unutamayacağım. Hiçbir yetkili yanımızda yoktu” dedi. Aile, şirketin sahibi ve tüm sorumlulardan şikayetçi oldu. Şirket tarafından olayın kapatılması için aileye 500 bin TL ‘kan parası’ teklif edildiği ileri sürüldü. Öte yandan, ölen işçinin otopsisine giren adli tıp doktorunun ise ilk raporunda ‘evde kalp krizi sonucu öldüğü’ şeklinde skandal bir tespitte bulunduğu ortaya çıktı. Ailenin doktor hakkındaki suç duyurusuna ise takipsizlik verildi.

Olay 15 Mayıs 2023’te Uşak’ın Sivaslı ilçesi Pınarbaşı beldesi Kuruçay mevkisinde bulunan Okka Group bünyesindeki Oktaş A.Ş.’ye bağlı taş ocağında meydana geldi. Haber ajanslarının servis ettiği haberde şu ifadeler yer alıyordu:

“Taş ocağında çalışan işçiler, iş arkadaşları İsmail Taran’ın (49) şantiyede olmadığını fark etti. İşçiler, ocaktan çıkartılan kum yığınında göçük olduğunu görünce arama çalışması başlattı. İşçilerin çalışması sonucu Taran, kum yığınının altından çıkartıldı.

İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sivaslı Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Taran, müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Taran’ın cenazesi otopsi için Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna götürüldü.”

Ancak gerçekte yaşanılanlar ise tamamen farklı. Üç çocuk babası İsmail Taran 25 yıldır çalıştığı taş ocağında taş kırım operatörü olarak görev yapıyordu. Her gün olduğu gibi olay günü de saat 17.00-17.30 sıralarında iş yerinden çıkış yapması bekleniyordu. Ancak öyle olmadı. İsmail Taran’ın gözden kaybolduğunu anlayan iş arkadaşları ilk önce yakınlarda çobanlık yapan babasını aradı. Bilgisi olmayan baba ise torununu arayıp oğlunun eve gelip gelmediğini sordu. Evde değildi, zaman akıp gidiyordu ve iş yerinde de henüz kimse jandarma ekiplerine haber vermemişti.

 

“Yetkili Olarak Beni Yönlendirebilecek Kimse Yoktu”

İsmail Taran’ın 20 yaşındaki oğlu Arafettin Taran atlayıp taş ocağına gittiğinde, babasının mesai arkadaşlarının eve gitmiş olduğunu, şef ve güvenlik görevlisinin de olmadığını gördü. “Yetkili olarak beni yönlendirebilecek kimse yoktu” diyen Arafettin Taran, savcılığa verdiği ifadesinde olay gününü şöyle anlattı:

“Diğer vardiyadan çalışan iki işçi makineyi babamın düşme tehlikesine karşı kontrol ediyorlardı. Babamı sorduğumda en son 15.30’da gördüklerini söylediler. Orayı incelediğimde hiçbir güvenlik önlemi yoktu ve çok tehlikeliydi. Ben de bunun üzerine makinenin üzerinde kan lekesi aradım. Ancak hiçbir şey bulamadım…

 

"İşçilerin Girdiğine Çıktığına Dair Hiçbir Kayıt Yoktu"

Babam işine çok bağlıydı ve çalışma saatlerine çok önem verirdi ve mesai saatinde oradan hiç ayrılmazdı. Burada işçilerin girdiğini ve çıktığını gösteren hiçbir defter, imza, yoklama belgesi yoktu.

 

"Şef Kaybolan Babamın Kaybolmasını Umursamadan Gitmiş"

Şef mesai saatlerinde kaybolan babamı arama çalışmaları başlatmadan jandarmaya ve bize haber vermeden, umursamadan iş yerinden ben oraya varmadan biraz önce ayrılmış. Ben bu sırada ‘kamera var mı’ diye sordum. Bana kamera kayıtlarının çalışma alanını kapsamadığını söylediler. Yalnızca hurdalığı gören kameranın olduğunu söylediler. Ben de o kayıtlara bakmak istediğimi söyledim… Bu kadar tehlikeli bir işte çalışma alanını gösteren kameranın olmayışı kesinlikle sorumsuzluk değil midir?”

Daha sonra su kuyularına baktıklarını anlatan Taran, “Kuyudan dönerken ben ‘jandarmaya haber verdiniz mi’ diye sordum. Ş.K. şefi aradı ve şefe ‘Bu adam hala yok, jandarmayı arayalım mı’ diye sordu. Şefle konuşmasının ardından jandarmayı bile aramadığını öğrendim ve bana ‘Sen bilirsin abim arayacaksan ara’ dedi, ben de hemen jandarmaya haber verdim. 19:23’te jandarmayı aradım ve durumu ihbar ettim.”

 

"20 Metrelik Kum Yığınında Ellerimizle Kazarak Babamı Aradık"

Daha sonra annesi, ablası ve amcalarının da olay yerine geldiğini anlatan Taran, şöyle devam etti: “Sabah çalışan kepçeci Adem abi kum yığınının üzerinde çöküntü yokken sonrasında kumun kaydığını fark etmiş ve bunu şefe bildirmiş. Şef bu bilgiyi ciddiye almamış. Bana bunu söylediklerinde doğrudan kum yığınına yöneldim. Orada yeni oluşmuş herkes tarafından fark edilebilecek kum yığını olduğunu gördüm. Ailemle birlikte kum yığınına odaklandık. Çevrede yine hiçbir güvenlik önlemi olmadan yaklaşık 20 metre yükseklikteki çok dik ve her an üzerimize yıkılacak şekilde duran kum yığınının altında babamı hiçbir yardımcı ekipman olmadan ellerimizle kazarak aramaya başladık."

 

"Bu Anı Ömür Boyu Unutamayacağım"

Taran "Peki size soruyorum, bu işi benim mi yapmam gerekiyordu? Jandarmayı benim mi aramam gerekiyordu? Bu anı ömür boyu unutamayacağım.Kumu kazarken yukarıdan kumlar kafamıza doğru geliyordu. Bu sırada yanımızda yetkili kimse yoktu. Göçük altında kalma riskine rağmen kazmaya devam ettik" dedi.

 

"Babamı Ellerimizle Topraktan Kazıyarak Çıkardık"

Taran arama anını şöyle anlattı: "Elimizle kazarken önce babamın kafasına 19:45 gibi ulaştık. Amcam Erdoğan Taran, amcam Erkan Taran, Sercan Yüksel, ablam ve annemle birlikte kuma saplanan bedenini kurtarmaya çalıştık. Ağırlık o kadar çöktü ki kımıldatamadık. 15-20 dakika kazıyarak çıkarmaya çalıştık. Vücudunun üzerindeki ıslak kumları aldıktan sonra bile bacağını hala çıkaramadık sırtında çok ağırlık ve baskı vardı. Ben babamın kuma saplanan kafasını tuttum bu sırada babamın gözlerini açarak ışık tuttum. Babamın gözleri hareketsiz, yüzü mosmordu, ağzı kumla doluydu. Bu sırada ablam 112’yi arayarak yardım çağırdı. Ben babamın kafasını geri düşmemesi için tutarken burnundaki ve ağzındaki kumları temizledim. Uzun uğraşlar sonrası bütün bedenini ellerimizle çıkardık. Bu sırada hala hiçbir yetkili yanımızda yoktu biz ellerimizle topraktan kazıyarak babamın bütün bedenini çıkardık. 3-4 saat kumun altında kaldığı için nefes alamadığından boğulmuş ve çıktığında kafası elleri mosmordu, karnı çok şişti, vücudu buz gibiydi ve nabzı atmıyordu. Kalp masajı yaptım hayata döndürmeye çalıştım, bu sırada saat 20.00 gibi jandarmalar geldi. Jandarma geldiğinde bizi göçük tehlikesi olduğu için alandan uzaklaştırmaya çalıştı. Jandarma’dan 15 dakika sonra ambulans geldi müdahaleye devam ettiler. Bir yandan kalp masajı yaparken diğer yandan monitöre bağladılar yaklaşık yarım saat kalp masajı yaptıktan sonra monitörden kalp ritim sesi geldi, sonrasında ambulansa babamı taşıdılar.

 

"25 Yıldır Çalıştığı İşyerinde Babamı Ölüme Terk Ettiler!"

Tüm bunlar yaşanırken hala iş yerinden hiçbir yetkili yanımızda yoktu. 25 yıldır aynı iş yerinde özveriyle çalışan emekçi babamın kayıp olduğunu bile bile mesai bitiminin ardından evlerine giderek jandarmaya ve bize haber vermeden sorumsuzca resmen babamı ölüme terk ettiler. Sivaslı İlçe Devlet Hastanesi’ne babam taşındı, doktorlar bana tüm müdahalelere rağmen duran kalbini çalıştıramadıklarını, babamın hayatını kaybettiğini söyledi. Biz babamızı işe gönderdik sanıyorduk meğerse ölümüne terk edilmiş, 25 yıldır emek verdiği iş yeri ona mezar oldu.

 

"Bütün Sorumlulardan Şikayetçiyim"

Ben işçiler şeflerine bildirdiği halde bize haber vermeyen, tehlikeli olmasına rağmen çalıştığı ortamda güvenlik önlemlerini almayan, işçilerine baret, güvenlik ekipmanı, çalışma alanını gösteren kamera ve telsiz temin etmeyen, iş giriş çıkışlarını takip eden yoklaması yapılmayan, mesai saatlerinde iş yerinde kaybolan babamı arama zahmetinde bile bulunmayan, yetkililere ve bize haber vermeyerek babamı kasten ölüme terk eden Oktaş AŞ işyerinin sahibi, sorumlusu olan şef, iş arkadaşlarından ve bütün sorumlulardan şikayetçiyim.

 

"Babam Daha Önce Arasındaydı Şimdi Hayattaydı"

Babamın 4 saat sonra bilinçsizce bizim çıkarmamıza rağmen kalbi attı nefes aldı, demek ki daha önce aranıp bulunsaydı babam hayattaydı. Onlar bir işçisini kaybettiler ve yeni işçi bulup yine aynı şartlarda çalıştırabilirler ama benim bir daha babam olmayacak.”

 

"İlk Otopsi Raporunda ‘Doğal Ölüm’ Denildi"

İsmail Taran’ın ölümü sonrası yapılan ilk otopsi incelemesi ise tam bir skandal. Adli tıp doktoru tarafından 9 Ekim 2023 tarihinde hazırlanan otopsi raporunda “cesette travmatik-zorlayıcı bir etki sonucu öldüğünün tıbbi delillerine rastlanılmadığı, buna göre kişinin ölümünün “kendisinde mevcut kalp-damar hastalığı sonucu doğal nedenli” olduğu yazıldı.

İsmail Taran’ın eşi Münevver Taran, ilk otopsi raporunda ‘doğal ölüm’ tespiti yapan adli tıp doktoru hakkında ‘görevi kötüye kullandığı’ gerekçesiyle Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulundu. Münevver Taran dilekçesinde, yaşanılan skandalı böyle anlattı:

 

"5 Ay Boyunca Otopsi Raporu Gelmedi"

“Eşimin cesedinin sevkinin üzerinden 5 ay geçmesine rağmen halen otopsi inceleme raporları gelmeyince; 09.10.2023 günü Uşak Adli Tıp Kurumu’na durumu öğrenmek üzere gittim. Yetkili olduğunu söyleyen ve ismini vermek istemeyen kadın doktor; eşimin dosyasının evde kalp krizi sonucu ölüm olarak bildirildiğini, iş kazası olarak bildirilmediğini, buna göre rapor düzenlediklerini söylemiştir. Bunun üzerine benim yanımda Sivaslı Cumhuriyet Başsavcılığını arayıp eşimin iş kazası sonucu ölümünü teyit ederek acil raporu düzelteceklerini söylemiştir. ‘Bize iş kazası olduğu söylenseydi, direkt İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk ederdik, bu kadar süre bizde beklemezdi’ demiştir.”

Yanlış otopsi incelemesinin ortaya çıkması üzerine hemen ertesi gün ikinci bir düzeltme raporu savcılığa gönderildi. Raporda bu kez, “kişinin ölüm nedeninin kum yığını altında kalmaya bağlı karın-göğüs basısı sonucu gelişen mekanik asfiksi olmasının muhtemel olabileceği kanaati ile” dosyanın ayrıntılı bir değerlendirme yapılması için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevki istendi.

 

"Cesedi İncelemeden Rapor Vermişler!"

Münevver Taran dilekçesinde, “Eşimin cesedi hiç incelenmeden kağıt üstünde rapor düzenlenmiş benim müdahalem ile yanlışlık fark edilip düzeltilmiştir. Savcılık tarafından iş kazası nedenli ölüm olarak bildirilmese dahi, ölü muayene – otopsi yapıldığında eşimin kalp krizi geçirerek ölmediği açıkça anlaşılacakken kanaatimce herhangi bir inceleme yapılmadığından farazi rapor düzenlenmiştir” dedi.

 

"Kötü Niyetli Olarak Süreç Sabote Edilmeye Çalışılıyor"

“Zaten eşimi, çocuklarımla birlikte çalıştığı iş yerinde kumların arasından kazıyarak çıkarmanın acısını yaşıyorken bir de eşimin cesedinin hiç yoktan 5 ay boyunca boşu boşuna tutulmasını öğrenmem beni derinden sarsmıştır. Ayrıca İstanbul Adli Tıp Kurumu’na cesedin sevki istenerek bir bu kadar daha otopsi sonucu beklememize ve bizim mağduriyetimize neden olmuştur. Normalde direkt İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk yapılacakken boşu boşuna eşimin cesedi 5 ay boyunca beklemiştir. Uşak Adli Tıp Kurumu’nun yaptığı bu hata ile hem yargılama- soruşturma süreci uzamış hem de eşimin cesedi toprağa kavuşamamıştır” diyen Münevver Taran, ‘kötü niyetli olarak sürecin sabote edilmeye çalışıldığına’ ifade etti. Taran, adli tıp doktoru ve ilgili kişiler hakkında kamu davası açılmasını talep etti.

 

Savcılıktan "Müşteki Ve Kamu Zarar Görmedi" İddiası

Savcılık adli tıp doktoru hakkında görevi kötüye kullandığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Gerekçe olarak ise “görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına sebebiyet verilmesi gerekeceği, ancak söz konusu rapor neticesinde müştekinin veya kamunun herhangi bir mağduriyeti ve zararının oluşmadığı, bu nedenle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı” belirtildi. Ailenin avukatları aracılığıyla yaptıkları itiraz da savcılık tarafından reddedildi.

 

Şirketin Sahibi Ve Sorumluları Hakkında Soruşturma

Ailenin, Okka Group firması sahibi C.O., Oktaş A.Ş.’nin bölge ve tesis müdürü C.C., şef ve iş güvenliğinden sorumlu çalışan O.B. hakkındaki şikayeti üzerine yürütülen soruşturma ise sürüyor. Savcılığın soruşturmayı tamamlamayıp iddianame hazırlaması bekleniyor.

Şirketin avukatlığını ise eski AKP Uşak il başkanı ve bir dönem belediye başkan adayı olan bir ismin yaptığı öğrenildi.

Kaynak: Uşak/Veryansın Haber